6 Nisan 2014 Pazar

HAYATIN SIRRI

 Ticaretle uğraşan bir tane adam varmış. Bunun da bir tane oğlu varmış. Oğlunu yanına çağırmış ve uzaklarda bir tane bilgelerin bilgesi bir kişi olduğunu ona gidip hayatın sırrını sormasını istemiş. Genç de babasının sözünü dinleyerek bilgelerin bilgesini bulmaya yola çıkmış. Dağlar, tepeler, çöller geçmiş sonunda ıssız bir yerde bir tepenin başında bir köşke ulaşmış. Köşk çok büyük ve heybetliymiş. Girmiş içeriye ve bilgelerin bilgesini görmek istediğini söylemiş. Büyük bir odaya girmiş ve bilgelerin bilgesinin karşısına çıkmış. Genç sormuş bilgeye ben hayatın sırrını arıyorum bana hayatın sırrını öğret diye. Bilgelerin bilgesi bakmış gence hayatın sırrını sana göstermem çok uzun sürer ben yoğun bir insanım zamanım yok demiş. Gençse bu kadar yolu boşuna mı geldim demiş. Çok yoğunum ama sana bir görev vereyim demiş bilgelerin bilgesi. Bir kaşık tutturmuş ağzına gencin içine de iki damla yağ damlatmış ve bu kaşıkla evinin her yerini dolaşmasını ayrıca kaşıktaki iki damla yağı düşürmemesini istemiş. Genç, evi dolaşmaya başlamış ama etrafına hiç bakmadan sadece o iki damla yağı düşürmemeye çalışmış ve bilgelerin bilgesinin karşısına yeniden çıkmış. Bilgelerin bilgesi sormuş gence duvarlardaki güzelim tabloları, bahçıvanın yaptığı güzelim bahçeyi, aşçının yaptığı dünyanın en güzel yemeklerini gördün mü diye ama genç hiç onlara dikkat etmemişti sadece kaşıktaki iki damla yağa odaklanmıştı. Bilge bunu anlayınca git ve yeniden gez evimi bir insanı en iyi yaşadığı yerden anlarsın demiş ve genci yeniden göndermiş. Genç bu sefer her yeri incelemiş o güzelim çiçekleri, yemekleri, tabloları, evdeki mimariyi en ince ayrıntısına kadar gözlemlemiş. Yeniden bilgenin karşısına çıkmış ve gördüklerini anlatmaya başlamış. Bilgelerin bilgesi, genci dinledikten sonra kaşıktaki iki damla yağı sormuş. Genç kaşığa bakmış yağ damlaları yokmuş. Bilgelerin bilgesi bunun üzerine hayatın sırrı dünyadaki güzellikleri keşfederken o kaşığındaki iki damla yağı kaybetmemektir demiş.